Makaleler - Stres
Kişilerarası ilişkileri düşündüğümüzde belki de en çok yapılan hatalardan biri hayır diyememek, her şeye ve her beklentiye evet demek zorunda olduğumuzu düşünmektir. Aslında bunu çok farkında olmadan yapsak da, zamanla kişilik özelliğimiz haline gelebilir hatta önemli işlerimizi yapmaktan alıkoydurduğu için, zaman kaybettirici bir unsur haline bile gelebilir. Stresle başaçıkma yollarından biri de zamanı iyi kullanmaktır. Eğer istemediğimiz şeyler için ‘hayır’ diyebilirsek, istediğimiz şeylere ‘evet’ diyebilmek için daha çok zaman kalır.
Neden “hayır” diyemez ya da “sınır” koyamayız?
Hayır diyemememizin birçok nedeni olabilir;
- Diğer insanları kendimizden daha önde tuttuğumuz durumlarda,
- Hayır dediğimizde karşımızdaki kişiden bir istekte bulunma hakkımızın kalmayacağını düşündüğümüzde,
- Karşımızdaki kişinin üzülmesini istemediğimizde,
- Hayır dediğimizde ortaya çıkabilecek huzursuzluk ve gerilimden kaçındığımızda,
- Bencil olarak algılanmak istemediğimizde,
- Ait olduğumuz arkadaşlık vb. grup içinde farklılık yaratarak dışlanmaktan korktuğumuzda.
Bunların biri ya da birkaçı hayır diyemememizde etkili olabilir. Her ne olursa olsun bu durum, kendi hayatımız üzerinde kontrolümüz olmadığı duygusunu yaratarak hem kendimize hem de karşımızdakine öfkelenmemize neden olabilir.
Neden “hayır” demeli ya da “sınır” koymalıyız?
Düşünce ve duygularımızı açıkça iletmek veya iletmemek söz konusu olduğunda kendimizi ifade etmenin ya da etmemenin bedeline bakmamız gerekir. Elbette ki zaman zaman karşımızdaki kişiyi kırmamak birinci önceliğimiz haline gelebilir, zaten kişilerarası ilişkilerin sürekliliği de bazen bunu gerektirir. Ancak artık bunu alışkanlık haline getirdiysek ve bu nedenle hayatımızda aksamalar yaşıyorsak bu konuda önlem almamız gerekli demektir.
Örneğin; çevremizdeki bir kişinin herhangi bir davranışı ya da bir isteği bizim üzerimizde olumsuz bir etki yarattığında, ona hiçbir şey söylemeyip kızgınlığımızı ya da olumsuz duygularımızı içimize atabiliriz. Böylelikle bu duyguları dile getiriyor olmanın bize yaşatacağını düşündüğümüz rahatsızlıktan o an için kurtulmuş olabiliriz. Ancak, bu konuda duygularımızı açıkça ifade etmeyi sürekli reddedersek, kendimizi her seferinde engellenmiş hissedeceğimizden, hiç olmadık bir zamanda, küçük bir şey yüzünden öfkelenip kırıcı olabiliriz. Ya da o kişiden gittikçe uzaklaşabiliriz. Böylece, onunla olan ilişkimizi uzun dönemde tehlikeye atmış oluruz.
Bunun yerine rahatsız olduğumuz davranışı ya da bizden istenen şeyi yapamayacağımızı uygun bir dille iletebiliriz. Böylelikle, hem duygularımızı içimize atıp zaman içinde birikmesini ve ilişkimize zarar gelmesini önlemiş oluruz, hem de yakınımızda bulunan kişiler davranışlarının bizi nasıl etkilediği konusunda bilgi sahibi olabilir ve daha sağlıklı bir iletişim kurulabilir.
Uzm. Psk. Gökçen Gökçe