Makaleler - Çocuk ve Ergen
“Bana bir masal anlat baba” diye başlar şarkı, ama babalara dair yazılmış şarkı ya da şiir sayısı ne kadar azdır annelerle kıyasladığımızda. Oysa ki baba da anne kadar çocuğun hayatında tüm kişiliği boyunca etkili olabilecek önemli figürlerden biridir. Çocuğun sağlıklı bir birey olarak yetişmesi için baba adayları gebelikten itibaren bu ilişki içinde yer almalıdır.
Babasının bebeğe kayıtsız kalmasına izin verilmemelidir. Bazı babalar bebeğin bu dönemde anneye daha çok gereksinimi olduğunu düşünerek bebekle ilişkilerini öteleme eğiliminde olabilirler, oysa ki böyle bir öteleme ilerde kurmayı planladıkları iletişimi güçleştirebilecektir.
Annelik içgüdüsel yaşanırken, babalık rolü sonradan öğrenilmektedir.
Anneler yaşadıkları hormonal değişimlerle içinde taşıdıkları bebeğe daha sıkı sarılmakta ve duygusal bağları daha da güçlenmektedir. Baba kendini dışlanmış hissedebilir, bu ilişkide yer alamayabilir ve işte buradan itibaren başlar baba çocuk ilişkisindeki kopukluklar….Anne adayının uyku problemleri başlar, yatakta rahat yatamaz sürekli döner durur, ertesi gün işe gidecek olan baba adayı başka bir odayı mesken tutar ve mekansal ayrılık da başlar böylece. Genelde sonrasında karşılaşılan “bu çocuk hep anne “ diyor, “babası hiç ilgilenmiyor” gibi söylemler gündeme gelir. Oysa ki çocuk baba figürünün varlığından haberdar değil ki, baba hiç bu ilişki ağında olmamıştır ki.
İşte bu yüzden hamilelikten itibaren babayı bu ilişkiye katmamız ve üç kişilik ilişki içinde babanın sorumluluklarının belirlenmesi gerekir.
Hamilelik sürecinde baba ile çocuk arasındaki ilişki nasıl güçlendirilir?
Baba neler yapabilir, eşine nasıl destek olabilir: Eşiyle konuşabilir, hamilelik dönemi ile ilgili kitap,dergi ve internetten araştırma yapabilir, ev işlerinde yardımcı olabilir ve diğer çocuklarla ilgilenebilir. Eşinin karnına dokunarak, konuşarak, bebeğin hareketlerini hissetmeye çalışabilir. Bu özellikle hissetmek ve paylaşım açısından önemlidir. Gebelik döneminde eşine duygusal destek sağlayabilir, anne adayları bu dönemde daha duygusal olurlar. Hatta çizgi film izlerken bile ağladığını görürüz, alınganlığın arttığı bu dönemde daha fazla hoşgörü gösterebilir, annenin değişen hayat tarzına uygun olarak baba adayı kendi hayat tarzında bazı değişiklikler yapabilir. Sigarayı bırakabilir ya da sigarayı eşinin yanında içmeyebilir, yürüyüşlere birlikte çıkabilirler.
Genellikle biz ruh sağlığı uzmanları çalışan annelere akşamları işten eve döndüklerinde çocuklarıyla en az 15 dakika “kaliteli zaman” geçirmelerini öneririz. Hem çalışan annenin çocuğuyla geçiremediği zamandan dolayı duyduğu suçluluk duygusunu azaltmak hem de çocuğun anneye duyduğu özlemi azaltmak amacıyla önerilmektedir. Düşünüyorum da neden babalara aynı öneriyi getirmiyoruz, neden babalar da her akşam işten döndüklerinde çocuklarıyla en az 15 dakika sarmaş dolaş olmuyorlar. Bundan böyle onlara da bu öneriyi getireceğiz yoksa çocuklarıyla uzun süre barışık olamayacaklar. Kendisi baba olan bir arkadaşım iki çocuğuyla arasındaki ilişkiyi şöyle anlatmıştı bana. Eşi ilk çocuğuna hamileyken o şehir dışında olmak zorunda kalmış ve ilk çocuğuyla çok birlikte olamamış. Ancak 2.çocuğunun hamileliği sırasında eşinin yanındaymış ve 2.çocuğuyla ilişkileri daha sıcakmış. İlk çocuğuyla aynı sıcaklığı yakalayabilmek için de hayli uğraştığını dile getiriyor.
Görüldüğü üzere paylaşım oldukça önemli.
Babaların izin alamamaları ve annelerin daha kolay izin alması da ilginç görünmektedir. Anneler 9 ay bebeği karnında taşır ancak doğumdan sonra da sorumlulukların paylaşılması mümkün olmamakta anne bir çok görevle birlikte anneliğe devam etmektedir. Bu durumda babanın rolleri de açık ve net belirlenmelidir.
Doğum sonrası baba-çocuk ilişkisinde neler yapılabilir?
Babanın çocuğun bezini değiştirmesi, banyosunu yaptırmayı öğrenmesi, beslemesi, kucağına alması, ağladığında sakinleştirmesi yani yaşamının bir parçası olması baba-bebek arasındaki ilişkiyi güçlendirir. Bu aynı zamanda annenin iş yükünü hafifleterek dinlenmesine imkan sağlar.
Annenin ev işleri dışında kendine zaman ayırması, ona güçlü bir duygusal destek ve enerji kazandırır.
Annenin farklı işlere zaman ayırabilmesi aile içi ilişkilere hem de çocuğun gelişimine olumlu katkı sağlar. Babanın bakım vermesi illa ki altını temizlemesi, karnını doyurması şeklinde algılanmamalıdır. Baba çocuğuyla vakit geçirmeli, amaç onunla bir paylaşımda bulunması, içeriği her baba çocuğa göre değişebilir. Masal anlatma, kitap okuma, birlikte çizgi film izleme, oyun oynama, ağladığında kucağına alıp sakinleşmesini sağlama gibi. Baba çocuğuyla ilgilenir, konuşup, öpüp, koklar, birlikte zaman geçirirse, çocuğuyla arasındaki ilişki güçlenir. Çocuğun ihtiyaçlarını daha iyi anlayabilir. Babanın çocuğunun bakımına katılması, babalık rolünü daha kolay benimsemesine yardımcı olur.
Peki, baba ile çocuk arasındaki ilişki yeterli olmazsa?
Çocuk psikiyatrisi bölümünde çalıştığım dönemlerde gördüğüm bir şey oldukça dikkat çekici geliyordu. Davranış problemleri (parmak emme, tırnak yeme, saldırganlık vb.) ile başvuran çocuklarla yaptığımız görüşmelerde ve çizdikleri resimlerde bu sorunların temelinde baba ilgisizliği önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktaydı.
Babalar bazen çocuklarıyla yeterince zaman geçiremedikleri ve yeterince ilgilenemedikleri kaygısıyla çocuklarını hediye ve oyuncağa boğabilmektedirler. Oysa bu tavır çocukların yeni bir şeye sahip olma keyfini yaşamaktan alıkoymakta ve sürekli talep etmesine, sahip olduklarından memnun olmamasına neden olmaktadır. Üstelik baba ile çocuk arasında gerekli olan duygusal yakınlığın yerini de tutmamaktadır. Her gün oyuncak getirmek yerine, çocuğu kucağa almak, sohbet etmek, oyun oynamak, çocuk içinde baba içinde çok daha doyurucu olmaktadır. Babanın kısada olsa çocuğuyla özel zaman geçirmek ve bu zaman diliminde çocuğun duygusal ihtiyaçlarıyla ilgilenmesi çok önemlidir. Baba davranışlarıyla çocuğa iyi bir model olmalıdır.
Babanın çocuk üzerindeki etkisi ‘çocuğun geleceği’ için önemlidir.
Babanın en önemli rollerinden biri de çocuğun cinsel gelişimi üzerindeki etkisidir. Kız ve erkek çocuğu doğuştan getirdiği kendi cinsiyet rolüne ait özellikleri ancak sağlıklı modelin izlenmesi ve taklit edilmesi yoluyla gelişebilmektedir. Babanın aile içindeki tavrı, fonksiyonu, çocuğuyla kurduğu yakın, açık ve güvenli bir ilişki, özellikle erkek çocuğunun baba ile özdeşleşmesini kolaylaştırmakta ve kendi cinsiyet rolünü geliştirmesine yardımcı olmaktadır. Erkek çocuğunun taklit edebileceği ya da yakın ilişki kurarak özdeşleşebileceği bir modele ihtiyacı vardır. Aynı şekilde kız çocukları için de babanın rolü, karşı cinsi anlaması, kendine güven geliştirebilmesi açısından önem taşımaktadır. Babayla iletişimde bulunarak, erkeklere nasıl tepkide bulunacağını öğrenmektir.
Sonuç olarak bir çocuğun hayatında anne kadar önemli diğer bir kişi de babadır. Babayla ilişkileri sağlıklı olan bireyler yetişkin yaşamda da sağlıklı ilişkiler geliştirecek, problemlerle daha kolay başa çıkabileceklerdir.
Uzman Psikolog Selma Ercan