Sıkıntıların, Kaygıların, Endişelerin Adresi- Anksiyete Bozuklukları

PDFYazdıre-Posta

Makaleler - Anksiyete Bozuklukları

Hipokrat’ın zamanından beri günümüze gelen, uzun bir süre farklı bozukluklara atfedilen anksiyete bozuklukları oldukça geniş bir konudur. Anksiyete; kaygı, korku, bunaltı, sıkıntı, gerilim kelimeleriyle tanımlanabilir. Aslında streste bahsedildiği gibi anksiyetinin de yaşamsal bir değeri vardır. Canlının yaşamını sürdürebilmesi, tehlikeleri farkedebilmesi ve tepki gösterebilmesi, başaçıkması için harekete geçmesi için anksiyete gerekir.

3 yıldır bu sıkıntıyla boğuşuyorum. Kalbimin göğsümden çıkacağını ve her kalp atışımı duyduğumu hissediyorum. Aslında sıkıntım sürekli değil, gelip gidiyor. Bir kaç kere o kadar kötü oldum ki işten izin almak zorunda kaldım. Şimdi işe döndüm. İzindeyken kalp doktoruna gittim. EKG, Holter ve kan tahlilleri yaptılar ama şaşırtıcı şekilde hepsi normal çıktı. Bazı ilaçlar verince, şikayetlerim 6 ay kadar yatıştı. Fakat şimdi hepsi geri döndü ve aksine her gün yaşamaya başladım…

Lisedeyken anksiyetem yüzünden genelde sessiz bir öğrenci olduğumu hatırlıyorum. Üzerinden yıllar geçti, bir çok şey değişti ama hala benzer sıkıntılarım var. Birsürü kitap okudum, öğütler dinledim, sosyal gruplara katıldım ve ilaç kullandım. Tek istediğim kendi kendime kurduğum ‘felaket senaryolarının’ durması, yüzümün kızarmaması ve terlemememdi. Şişman değilim, herhangi bir hastalığım yok; ama hala grup içinde konuşmam gerektiğinde terlemeye başlıyorum. Terledikçe geriliyorum, kaygılanıyorum ve malesef daha çok terleyip sesim titremeye başlıyor…

Çok küçük olduğum zamanlarda da akranlarıma göre biraz fazla temiz olduğumu hatırlıyorum. Okuldan eve geldiğimde banyoya girene kadar hiçbiryere dokunmazdım ve banyodan çıkışım bazen 2 saati alırdı. O zamanlar yine de pek hayatımı etkilemiyordu. 24 yaşındayken ilk kız arkadaşımla ileriye dönük planlar yapmaya başladığımda esas zorluklarını görmeye başladım. El yıkama sayısı, kapıları, pencereleri kontrol etme zorunluluğu  ve insanlara mikrop bulaştıracağım korkusu ile el sıkışmak istememe durumum zamanla tuhaf görüldü. Kız arkadaşım bu hareketlerimin geçeceğini düşündükçe ben onu hasta etmemek için uzaklaşmaya başladım…

Eğer insanlardan bahsedecek olursak, anksiyete yaşayan birey tehditi algılamıştır, tehditin boyutuna göre yorum yapar ve harekete geçer. Peki ne oluyorda, bazıları bu döngünün dışına çıkıyor? Demek istediğim nasıl oluyorda bazen bir sınav, konuşma, ele bulaşan leke, kalp atışlarının hızlanması, sinema ortamı KORKUNÇ BİR TEHDİT haline geliyor?

Korku duygusunu gerçekte varolan dışsal bir tehdit için yaşanan bir duygu olarak tanımlarız. Yani karşınızda bir aslan vardır, 23. kattan sarkmış ve düşme riski yaşıyorsunuzdur, üzerinize gelen bıçaklı bir adam vardır…

Kaygı duygusunda ise daha içsel ve/veya kişiliğe yönelik tehditten bahsederiz. Yapacağınız konuşmada sesinizin titremesi, kapıyı kilitlememiş olma ihtimalinizin tedirginliği, yardım alamazsanız ölebileceğiniz duygusuyla yalnız kalamamanız, örümceğin size dokunma ihtimalinin inanılmaz korkutucu olması gibi…

Korku ile ilgili yaşadıklarınızı başkalarına anlatırsanız, birçoğu sizi destekler. Kaygı ile anlattıklarınızın çoğu  ise diğer kişiler için anlamsız ve gereksiz görülür. Korku ve kaygı temelde gerekli duygulardır ve herkeste farklı düzeylerde yaşanır. Eğer bunlar olmasa arabaların önüne atlayabilir, sağlıklı beslenmeyebilir, çocuğun öğretmenini hiç aramayıp evin temizliği hakkında hiç kaygılanmayabiliriz. Bunlar gibi örnekler çoğaltılabilir.

Kendinizi düşündüğünüzde bir gün için ne kadar çok konuda kaygı ve korku yaşadığınızı farkedebiliyor musunuz? İşe geç kalır mıyım, sınavdan geçer miyim, kız arkadaşım beni sever mi, işsiz kalır mıyım, annem hasta mı, ben yaşlanıyor muyum, karda kayıp düşer miyim, şu arabanın şöförü sarhoş gibi, çocuğun tenis hocası iyi mi, mutlu olacak mıyım...?

Uzman Psikolog Meltem Kılıç Özcüler